PARA KAZANDIRAN SOSYAL MEDYA
M. Dilşer Kaya (mahmutdilser@yahoo.com)

MLM-Network Hakkında

GOOGLE'a var da bize yok mu?
-GOOGLE GEÇEN SENE ALDIĞI REKLAMLARDAN 4 MİLYAR USD NET KAR ELDE ETTİ, PEKİ HERHANGİ BİRİSİ SİZİ ARAYIP, BUYURUN KAR PAYINIZI ALMAYA GELİN, BU ARADA BİR DE ÇAYIMIZI İÇERSİNİZ DEDİ Mİ? 
-PEKİ TÜRKİYE'DEKİ ULUSLARARASI HİPERMARKETLERİN YİNE GEÇEN SENE NET 4 MİLYAR USD'YE YAKIN KAR ETTİĞİNİ VE BUNU ARALARINDA PAYLAŞTIKLARINI AMA BİZE BU PARADAN BİR YEMEK BİLE ISMARLAMAMALARINA NE DEMELİYİZ?

NE HAKKIMIZ VAR GELİRLERİNDEN PAY İSTEMEYE, ADAMLAR KURMUŞLAR DÜZENLERİNİ Mİ DİYORSUNUZ.
O ZAMAN HOŞGELDİNİZ,
BİRAZ VAKİT GEÇİRELİM 
SONRA YİNE SORGULARIZ BU KONULARI.


SONUNDA GELDİN MLM

Şu sıralarda Harward'da da ders olarak okutulmaya başlanan, dunyada milyarlar ve ülkemizde de yüzmilyonlarca dolarlık cirosu olan Network Pazarlama Sektörü Sistemini (Multi Level Marketing, Çok Katlı), üretici, satıcı, tüketici ve ekonomi açısından, sebebiyle, sonucuyla ve geleceğiyle beraber iyice irdeleyelim istiyorum. 

Sadece biz, hepimiz Google'da arama yaptığımız için 4 milyar USD net kar elde etti geçen yıl Google  demiştik.
Yani sonuçta bizim Google'ı çok tercih etmemizden dolayı Google'da çok reklam alarak büyük kazanç sağladı ama bu kazancı alırken ona destek veren sevgili ortaklarını, yani bizleri unuttu.
İyi haber!!! Bundan böyle arama motorumuzu seçerken bize ödeme yapıp yapmadıklarına ve Networking sistemi içinde çalışıp çalışmadıklarına dikkat edeceğiz ve tabi ki kullanım karşılığında bizim tercihimizle yarattığımız değerden de pay alacağız. (üstelik google'dan vazgeçmeden) 

Yedi Bitirdi Beni Bu Reklamlar

Her gün, her bir yandan, reklam yağmuruna tutuluyoruz. Mail kutularımız doluyor, gereksiz zamanlarda çok gereksiz sms'ler geliyor cep telefonlarımıza. 
Yine iyi haber; artık bedavaya reklam okuma devri de bitiyor. Değerli vakitlerimizi verip reklamları okuyacaksak eğer, bunun karşılığını da almamız gerekmez mi sizce de ve şüphesiz alacağız tabi ki. Sadece bizim baktığımız reklamlardan değil bizim sisteme kattığımız arkadaşlarımızın, eşimizin, dostumuzun baktığı reklamlardan da para kazanacağız.
Klasik yöntemlere fazlaca alışmış şirketlerin yöneticileri, bundan böyle bizim Network ağı şeklinde yayılıp güruh halinde üye olduğumuz yerlere para ödeyeceksiniz. Biz karşılığını alacağımızı bildikten sonra üye olunan yerler vasıtasıyla bize gelen reklamları son satırına kadar okuyup, resimlerini de son pixeline kadar hafızamıza yerleştiririz. Buna ek olarak da fayda gördüğümüz reklamdaki ürüne veya hizmete karşı da doğal olarak bir sempati oluşur zaten bünyemizde. Korkmayın başka başka mail adreslerinden hesap açılıp reklamlar aynı kişi tarafından çok defa tıklanamaz çünkü para sadece vatandaşlık numarasına göre ödeniyor. Yani bir kişi aynı anda bir defadan fazla aynı konu için para alamayacak. Üstelik reklamlarınızı profil ve tercihlerin sürekli güncellenildiği bu sitelerden faydalanarak sadece hedef kitlenize gönderme şansınız olacak bundan böyle. Görünen o ki sizin içinde bizim içinde faydalı bir durum oluşmaya başladı sonunda. Bundan böyle, konu para ise, kapital ise, sürekli daha fazla zengin olmaksa, lütfen oyunu da kuralına göre oynayalım. Bence hemen Network Marketing konseptine göre yapılanan firmaları örnek alın ve stratejinizi buna göre yapılandırın artık. Yoksa bir gün oyunun kurallarını değiştirdiğimizi anlayacaksınız ama sizin için geç olacak. Nasıl mı değiştireceğiz kuralları? Unuttunuz galiba sizlerin esas patronları bizleriz çünkü bizden kazandığınız paralar sizlerin maaşlarını ödüyor, gelirlerinizi bu sayede ediniyorsunuz. O zaman yeterince söz hakkımız da vardır değil mi? 


Hayatın Her Dalında MLM

Sadece reklam konusu değil, temizlik, kozmetik, tekstil ürünlerini kullanmamızın ve hipermarketlerden aylık yüzmilyonlarca alışveriş yapmalarımızın birilerine sürekli bir şeylerin bedelini ödemelerimizin bize ekstra ne gibi bir maddi faydası var? 

Çok şükür kazın ayağı öyle değilmiş diyebileceğimiz günler geldi artık . Artık yeni Networking Sistemi içinde yapılanan firmaları seçerek bu secimimiz, tüketimimiz ve tavsiyelerimiz sayesinde seviyeli olarak artış gösteren bir gelirin sahibi olabileceğiz. 

Bir gün çalışmak istemesek de o güne kadar yaptığımız çalışmanın karşılığını hayatımızın sonuna kadar alabileceğiz. Hatta bir periyod içinde yaptığımız çalışmanın karşılığını miras bile bırakabileceğiz gelecek nesillerimize. 


Nasıl Adapte olabileceğiz?

Kendimizi bir an önce bu ilginç duruma adapte etsek iyi olacak. Gerçi 15 yıl önce ABD deki bir arkadaşımızla görüntülü olarak iletişim kurabileceğimizi veya eskiden bir odaya sığmayan bilgisayarların 1000 kat güçlü teknolojisinin  artık cebimizde taşıdığımız akıllı telefonlarda mevcut olacağını söyleselerdi o zaman da bu söylenenlere inanmak çok güç olacaktı. 

Hipermarketler, biraz yavaş lütfen...

İnternetin yaygınlaşması sebebiyle Çok Katlı Pazarlamanın önü açılmıştır dostlar. Kimse her şey değişirken ticaret formatlarının aynı kalmasını beklemesin. Bir an önce avantajlı pozisyondayken bu yeni sisteme adapte olalım. Bu vasıtayla bugün ülkemize gelip mahalle bakkallarımızın, kasaplarımızın ve diğer esnafımızın kapanmasına sebep olan, yerli hipermarketlerimizi de satın alan, büyükşehirlerdeki her yeri ama her yeri alışveriş merkezi yapan 'denizden babam çıksa yerim' mantığındaki, çalışanları her daim yorgun ve mutsuz olan dünya devi uluslararası hipermarketler de bir an önce bu yönteme daha 
hızlı adapte olabilsinler. Stratejilerine de bizim faydamıza göre çeki düzen verebilsinler bir an önce.  Zaten onlar her şeyin farkındalar sadece bu uyanış ne zaman olacak diye beklemekteler. O güne kadar biz daha ne kadar böyle kar'ı paylaşmadan devam edebiliriz diye de ellerini ovuşturuyorlardır şu sıralarda muhtemelen.
NE İSTER NETWORK, NASIL BİR ŞEYDİR?

Network marketing sistemlerde yani uzmanların geleceğin ticaret formatı dediği sistemde, çalışan şirketler müşterilerinin de para kazanmasını ve dolayısıyla da kendi kazançlarının artmasını hedeflemektedirler. Çünkü üyelerine (müşterilerine) kazandırmalılar ki kendileri de kazanabilsinler. Bu yüzden müşterilerine yeni katılımcılar bulması için sınırsız destek sunarlar. Network marketing sistemde yayılım muhteşemdir. 2 katılımcı bile bulmanız sizin adınıza çalışacak 3 kişi demektir, 2 üyeniz ve siz. Bu 2 üyeniz de kazanmak isteyecektir ve kendilerine katılımcılar arayacaktır, buldukları da aynı şekilde katılımcılar arayacaklardır. Sonuçta alt grubunuz büyüyecek, bu grubun gücünü kullanıyor olacaksınız. Network marketing şirketleri çok reklam yapmaz, ancak ürünleri son derece kaliteli olmak zorundadır. Çünkü bu şirketler üyeleri ile büyür, üyeler de kendi çevrelerine ürünleri önererek tanıtımını yapar. 


PONZİ NE PİRAMİT NE; MLM NE??

Burada Network (Multi Level, Çok Katlı) Pazarlamayı eski ponzi veya piramit sistemleri ile karıştırmamak gerekir. Ponzi ve Piramit (ülkemizdeki Titancılar örneği) yasadışıdır ve sadece sistem içindekilerden maddi gelir elde ederek büyür. Para ortaya konur ve gözler önünde seviyeye göre pay edilir. Dışarıdan maddi gelir elde edecek bir mal yada hizmet yoktur ortada. Ayrıca büyük bir gizlilik sözkonusudur. Bu eski kötü örneklerden günümüze gelen bir eleştiri de ben üstümdekine niye kazandırayım konusudur ki bugün her türlü işte üstümüzde birileri olduğu ve birilerine para kazandırdığımız gerçeğini unutanlar tarafından öne sürülmektedir genellikle. Sizin kendi alt yapılanmanızı olusturmanız ve bunu çoğaltmaya çalışmanızdır önemli olan. Peki ben yapılanmanın altlarındaysam ya piyasa bu ürüne, satıcıya ya da tavsiye edene doymuşşsa diyebilirsiniz. Tam da burada Çok Katlı Pazarlamayı artık bundan böyle piyasada pahalı olan ve çok tutulmayan bir ürünü eş, dost, hatır, gönül işi ile satmaya çalışma işi olarak değil, tüm sektörlerde gümbür gümbür gelen geleceğin ticaret formu olarak görmemiz gereklidir. Tabi ki seçimimizi yaparken kaliteli, kendini yenileyen, ürün çeşitliliği olan firmalarla çalışmamız her açıdan faydalı olacaktır. Farzedelim bir firma bizim için kazançlı değil her an sektör veya firma değiştirebiliriz. Ya da duruma göre bir kaç firma ile de beraber çalışabiliriz. Sonuçta bizim çok sermaye bağlamadığımız özgür bir iş hayatımız var. 

NE YAPACAĞIZ?

Bundan sonra Network sistemi içindeki şirketler ile çalışmaya özen göstereceğiz demek ki. Artık biz, domain adresi satma pazarına da, reklam, arama motoru, kozmetik, gıda, tekstil, emlak çok yakında sigortacılık ve kredi satma işlerine de sonuna kadar gireceğiz. Daha da durmayıp gelecekte her türlü işe de burnumuzu sokacağız network marketing'le beraber, duyurulur... 

KİMLER ÇALIŞABİLİR?

Network marketing sistemde çalışmak her kişiye uygundur; çalışan, emekli, öğrenci, ev hanımı vb... Network marketing ile uğraşmak günlük işlerinizi aksatmaz, istediğiniz kadar 
çalışırsınız, evde ek iş yapabilir, kendi patronunuz olursunuz derler ya:) Çalışma saatleri bağlayıcı değildir, kazancınız aktif olmanıza bağlı olarak artar. İşini ciddi yapanlar her işte olduğu gibi network marketing sistemde  de üstün başarı gösterir hem de beklentinin üzerinde geliri olur. Ek iş olarak başlamış ancak gelirini yüksek bulduğu için tüm eforunu bu işe yönlendirenler hatta işyerlerini tasfiye ederek bu işi yapan işadamları vardır.

POZİTİF DOKUNUŞLAR...

Bu sistemde çalışırken, konunun sadece parayla alakası olmadığını içine  girdikten sonra daha rahat anlayabileceksiniz. Çekilen ekonomik sıkıntılar, giderek düşen alım gücü ve artan iş saatleri sarmalı derken bu sistemi taşıyıp dokunduğunuz karşınızdaki insanda  yaratacağınız en ufak bir olumlu bir ekonomik gelişme sizi çok mutlu edebiliyor ve yaptığınız işten gurur duymanızı sağlıyor. İşte tam da burada insanların hayatlarına pozitif dokunuşlar yapabilmeyi, buradan başlatmak istiyorum. Bir nevi yeni balık tutma metodlarını göstermeye çalışmak yoluyla. 


Bir müddet önce sadece kozmetik alanında gördügümüz 'network pazarlama' yöntemi artık hayatın her dalında yer almakta ve alacak. Bizde birbirimizi destekleyerek bu sisteme bir an once adapte olup buzdağının görünen yüzünde yerimizi almalıyız, susuzluk çekilmeden su kuyusu kazan öncü gurupta olmalıyız. 

 

 İSTATİSTİKLER GERÇEKTİR...İNSANLARIN EĞİLİMLERİ GERÇEK...ZAMANLAMA GERÇEK


Network marketing patlama noktasındadır.

Kariyer para kazanma ezberlerinizi bozun

Kariyer, para kazanma ezberlerinizi bozun!

Bir süredir önemli bir proje nedeniyle çok değişik yaş, tecrübe, eğitim ve seviyede çalışanla yoğun görüşmeler yapıyorum. Bu süreç benim için adeta bir laboratuvar deneyi gibi oldu. Bir kez daha fark ettim ki hem çalışanların, hem de ailelerinin kafasında neredeyse standartlaşmış bir "kariyer ve para kazanma ezberi’’ var.

Çoğu genç ve onların yakınları için "temel yaşam sorumluluğunu yerine getirmek", "gelecek için gereğini yapmak’’; "ücret bazlı, güvenli bir iş bulmak ve işe girmekle" neredeyse özdeşleşmiş. Eskiden iyi bir eğitim geleceği garantilemeye yeter diye düşünülürken, bu şimdi artık uzun soluklu ve ücret geliri olabilecek bir işe kapağı atmakla yer değiştirmiş.

İnsanlar var gücü ile bir yüksek okul bitirip, büyük bir şirkete veya devlet dairesine girmek ve bir ücrete bağlanarak, neye yettiği bilinmeyen emeklilik maaşına hak kazanmak üzere çabalıyorlar. Kurslara gidiyorlar, sınavlar geçiyorlar. Hedefler tutturup, performans ölçümleri için kendilerini paralıyorlar! Hem de hiçbir sosyal yaşamları kalmamacasına çalışarak.

Aşağıda Tüm Fütüristler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Alphan Manas’ın bir yazısında anlattıklarını aktarıyorum: 

“Las Vegas’tan New York’a uçarken havayolu Delta olunca, yol boyunca bir bayan kabin memuru ile sohbet ettim. Kendisi 55 yaşında, 5 çocuğu var. Tam 35 yıldır Delta’da kabin memuru olarak çalışıyor. Washington eyaletinde oturuyor. Genelde tüm uçuşlarına Delta’nın Salt Lake City merkez hub’ından başladığı için, evinde kaldığında, bu hub’a 4 buçuk saat süren yolculukla (İstanbul-Londra seferinden 35 dakika daha uzun) ulaşabiliyor. Bazen çok yorgun olduğu için eve dönemiyor. O yüzden 7 kabin memuru arkadaşıyla Salt Lake City’de ev kiralamışlar; sadece yatmadan yatmaya gitmek için. Ayda net 100 saat havada kalma süresi var. Yerde geçirdiği süre ve eve gidiş gelişte havada kaldığı süre için para kazanamıyor. Yılda eline net 30 bin USD geçiyor. Bu da bugünkü TL/USD çevrimi ile aylık 3 bin 300 YTL’ye karşılık geliyor. Aldıkları ücretlerin 80’li yılların seviyesine indiğini (ben ABD’de 1987 yılında ilk işe girdiğimde yılda 36 bin USD elime net geçiyordu) ve özellikle iflas koruma programı sonrası emeklilik ikramiye haklarını da kaybettiklerini söyledi. Gülüyordu, hatta zaman zaman kahkahalar da attı. 10 yıl daha çalışıp emekli olacağını, işe başladığından beri her gün 10 USD biriktirdiğini, yıllık belirli bir faiz geliri ile kendi emekli ikramiyesini kendisinin garanti altına aldığını söyledi. THY’de aynı kıdemde olan kabin memuru, Delta’da aynı seviyedeki kabin memurundan yüzde 25 civarında daha az maaş alıyor. Yani arada hem önemli bir fark yok (hele Satın Alma Paritesi devreye girerse fark yok diyebiliriz), hem de THY’de emekli maaşı konusunda bir de devlet güvencesi var. Peki ABD’de yaşayan ve 65'inden önce emekli olmayı düşünmeyen 55 yaşındaki bir kabin memuru ile Türkiye’de aynı koşullarda çalışan, ama 20 yılını doldurduğunda bir an önce emekli olmayı düşünen, buna rağmen hayata ve işine ABD’deki kabin memuruyla aynı güçle sarılmadığı yüz ifadesi ve her tavrından belli olan kabin memuru arasında ne fark olabilir? Erken emekli olma isteği, ABD ve benzeri ülkeler (Fransa tabii ki hariç, çünkü onlar acaba yılda nasıl daha az çalışırız ve nasıl daha çok tatil yaparız derdindeler) ile Türkiye arasındaki temel yaklaşım farklarından sadece biri. Bu durum, ülkenin ileride içinden çıkamayacağı sosyal güvenlik sorununun da en büyük tetikçisi oluyor. Ayrıca, erken emekliler, çok düşük emekli aylıkları ile yaşadıkları için tüketime, dolayısıyla ekonomiye de katkıları fazla olamıyor. Bu kısırdöngüden kurtulmak için çok çalışmamız gerekiyor. Ayrıca, kendi özgüvenimizi geliştirmemiz ve daha sabırlı olmayı öğrenmemiz gerekiyor.”

Yani gelecekte para kazanmayı “sabit ve güvenli ücret” yolu ile mümkün kılacağını düşünenler, giderek daha çok çalışmak, fakat daha az kazanmak sarmalına hazır olmalılar. Emek de tıpkı diğer ürün ve hizmetlerde olduğu gibi, arzı arttıkça, kalitesi artsa bile giderek düşen eğilimde olacak. Öyle olmaya başladı da zaten. Yaşam temposunu bu şekilde gerçekleştirmek isteyenler için sorun yok. Ya peki servet kazanmak, birikim, yatırım yapmak isteyenler, gelirlerini dikkat çekici şekilde arttırmak isteyenler ne yapacaklar?

Yeni iş modellerine, yenilikçi alanlara yönlenecekler, birden fazla yoldan para kazanma becerisi geliştirecekler...

Gelecek yazımda biraz onlara bakacağız. O zamana kadar sizler de düşünün…

Ufuk Tarhan'ın 04.09.2007 tarihinde Milliyet Kariyer sitesindeki yazisindan alınmıştır 



Tıkanan borular, klasik iş modelleri

Tıkanan borular, klasik iş modelleri…

Geçen yazımda, alışılagelmiş kariyer ve para kazanma hedeflerinin çoğunlukla “sabit ve güvenli ücret” temelli kurgulara dayandığından ve bu ezberin bozulması gerektiğinden bahsetmiştim. Önce, çok basitçe nedenlerini anlamaya çalışalım.

Arz artınca ne olur? Rekabet kızışır. Rekabet artınca ne olur? Fiyatlar düşer. Maliyetler de aynı hızla düşmezse, kârlılık düşer. Günümüzde, hem ürün, hem işgücü piyasasında, rekabet ve arz, sürekli ve hızlanarak artıyor. Gelişen teknoloji, daha çok, hızlı ve ucuz üretim, taşıma, saklama, vb. olanaklarını geliştiriyor. Bu da rekabeti kışkırttıkça kışkırtıyor!

İşyeri açısından bakınca, yatırımcı, kaçınılmaz fiyat düşüşlerine rağmen sürdürülebilir büyümeyi ve kârlılığı sağlamak için:

- Satışları artırmalı ama  
- Maliyetleri de düşürmeli. Mesela, 
Tüm girdi, finans maliyetleri
Kira
Nakliye
Personel giderleri
Tanıtım
Ar-ge ve
Diğer masraflar
muhakkak azaltılmalı!

Artık, herhangi bir ürün ya da hizmeti satmak için, firmaların alışılagelmiş modellerinin, klasik satış örgütlerini, dağıtım kanallarını ve onların maliyetlerini taşıması imkansızlaşıyor. Ürün ve hizmet sattırmak için, firmalar, “Al bu senin maaşın, bu araban, bu masan, bu odan, bunlar da bilgisayarın, benzin paran, sağlık sigortan, tatilin, primin, ikramiyen, vs.’’ demekten, maliyetlerini taşıyabilmekten uzaklaşıyorlar. Diyebilenler de günlük, haftalık, aylık kota, satış baskısı ile tüm sistemi boğuyorlar; kaçınılmaz olarak, ölümüne çalışan, debelenen, mutsuz, gelecek kaygısı içinde bir sürü insan yaratıyorlar. Her geçen gün, alınan ve verilen paralar düşüyor. Gençler borç sarmalında, işverenler kredi darboğazında cebelleşip duruyorlar. Üç kuruş para kazanılıyorsa, onu da yiyecek hal, zaman ve sağlık kalmıyor. Özel hayat diye bir şeyi ara da bul!

Peki bu nereye kadar? Tıkanan borular yenilerle değiştirilinceye kadar.

Yeni borular, pek çok ülke ve pazarda, “network marketing” ya da “multilevel marketing” diye döşenmeye; içinden ürün, hizmet ve paralar akmaya; kendi zenginlerini yaratmaya başladı bile…

Ezberlerinizi bozun ve bu yeni modelleri hızla öğrenmeye bakın. Geleceğin zenginleri oralardan çıkacak.


Ufuk Tarhan'ın 24.09.2007 tarihinde Milliyet Kariyer sitesindeki yazisindan alınmıştır 

Yeni iş modelleri

Yeni iş modelleri ve olanakları; bağımsız distribütörlük, çok katlı pazarlama


Geçen yazımda "ezberlerinizi bozun ve bu yeni modelleri hızla öğrenmeye bakın, geleceğin zenginleri oralardan çıkacak" demiştim. Bahsettiğim yeni modellerden en fazla öne çıkanı; network ya da multilevel marketing denen bağımsız distribütörlük ya da çok katlı pazarlama sistemi. Aslında kısaca bildiğimiz bayilik, distribütörlük, dağıtıcılık v.s. kurguların kurumsal olanı değil, bireysel olanı. Klasik dağıtım modellerinde bir üreticinin malının dağıtıcısı olmak için yeterli sermaye, şirket,  teminat, iş yeri (dükkan, depo, ofis), eleman, stok, çeşitli departmanlar, teknoloji, haberleşme alt yapısı v.s. gibi unsurlarla firma haline gelmek gerekiyordu.

Oysa bu yeni modelde kişinin kendisi ufak bir formalite ve çoğunlukla kendi kullanımı için bir ilk alımla distribütör olabiliyor. Mesela bugün bir bilgisayar bayisi olmak için ne yapmak lazım? Çok kabaca yukarıda saydıklarımızı… Oysa yeni modelde bir kişi gidip diyelim kendisine bir lap top alıyor, kullanmaya başlıyor. Ona o aşamada gereken tek sermaye o lap topu alması. Firma merkezinin verdiği ürün ve pazarlama eğitimlerine katılıyor. Yine üretici şirket tarafından hazırlanmış gereken tüm tanıtım materyallerine kolayca sahip oluyor ve başlıyor bire bir insanlara anlatıp, satmaya… Bu arada da giderek ürünü daha çok öğreniyor, merkezi firmanın eğitim ve iş toplantılarına katılıyor. Sattığı her üründen yüzde 25, yüzde 50 gibi yüksek oranlarda kar ediyor.

Sattığı müşteri call center’larla uğraşmadığı, birebir ilgi ve destek aldığı için çok memnun oluyor. Ve hemen bir arkadaşını yönlendiriyor, bizim örneğimizdeki X kişi ona da satıyor. O onu, o onu derken ufak bir lap top almak ve anlatmakla başlayan işten, ciddi bir müşteri kitlesi doğuyor. O sırada onu izleyen müşteriler "Ee, ben de yapabilirim bu işi" diyorlar ve onlar da kendilerine ilk satış yapan kişinin hattından distribütör oluyorlar. O ilk distribütör, bay/bayan X, kendi altından satıcı olan hattına gerektiğinde üretici şirketten de destek alarak ürünü ve modeli anlatıyor. İş böyle böyle yayılıyor. Distribütörler; a- Kendi sattıklarından perakende gelir elde ediyorlar, b- Kendi hatlarından satış yapanların satışlarından prim alıyorlar, c- Belli hacimlere erişince firma da ilave prim ödülleri veriyor.

Bu işin temel mantığı ve gereği şu;

Artık rekabet o kadar arttı ki fiyatlar sürekli düştüğü için, firmaların kar marjları alışılagelmiş sabit gider kalemlerini taşıyamıyorlar. O zaman da firmalar sabit maaşlı, sigorta, araba, yemek, iş yeri, oda, masa, lap top, seyahat masrafı, benzin parası, bir sürü insan kaynağı vs. giderleri üstlenemiyorlar. Bu sebeple, kaynaklarını daha çok üretim, ar-ge, pazarlama tanıtım, satış öncesi, satış sonrası destek ağı, lojistik, muhasebe gibi merkezi operasyonlara yoğunlaştırıp, satmak kısmını bağımsız distribütörlere bırakıyorlar. Network pazarlama, kişiye kendi bağımsız işini kurma ve geliştirme şansını sunan yepyeni bir olanak.

Milenyum çağının bu son dağıtım modeli, yeni olmasına rağmen, hali hazırda on milyonlarca insan tarafından benimsenerek, muazzam bir iş hacmine dönüşmüş ve neredeyse dünyanın her ülkesine de yayılmış durumda. Network marketing; ilk açılımını kozmetik ve beslenme ürünleri ile yaptı. Oysa bugün, dünyadaki uygulamalara baktığımızda, sigortacılık, yatırım fonları, tüketici kredileri, hukuksal danışmanlık ve internet ile telefon hizmetleri gibi alanlarda da giderek hızla yayılmakta.

Bizzat ben, bu modelle çalışan ve ayda 10-15 bin, hatta 60-70 bin YTL para kazanmaya başlamış kişileri giderek daha fazla görmeye başladım.

Sistemin böylesine hızla ve kolay yayılmasına sebep olan temel faktörlere de gelecek yazımda bakacağız.

Bu arada siz de araştırın biraz.

Ufuk Tarhan'ın 05.10.2007 tarihinde Milliyet Kariyer sitesindeki yazisindan alınmıştır 

Üretici açısından

Yeni iş modeline "üretici" açısından bakış

Önceki yazımda, milenyum çağının yıldızı olacak yeni dağıtım modeli, network ya da multilevel marketing denen, bağımsız distribütörlük ya da çok katlı pazarlama sistemi hakkında bazı temel bilgileri aktarmıştım.

Özellikle ülkemizde takriben 10 yıllık bir geçmişi olmasına rağmen, gittikçe artan sayıda insan tarafından satıcı ya da tüketici olarak kullanılmaya başlayan bu model, muazzam bir iş hacmine dönüşmeye aday görünüyor. İlk açılımını kozmetik, kişisel bakım, mutfak-ev gereçleri ve beslenme ürünleri ile yapan, milenyum çağının popüler bayilik sistemi, daha çok ev hanımlarının ilgilendiği bir yöntem olarak yayıldı ve algılandı. Oysa bugün, dünyadaki uygulamalara baktığımızda, çok çeşitli sağlık ürünleri, sigortacılık, yatırım fonları, tüketici kredileri, hukuksal danışmanlık ve internet ile telefon hizmetleri gibi alanlarda da hızla yayıldığını görüyoruz. Artık sadece çoğunlukla evden eve, ev hanımları tarafından yapılan mütevazi bir pazarlama yöntemi olarak algılanmıyor. Aksine, herkes tarafından full-time ya da part-time yapılabilen, başka işlerde kazanılamayan ve çok önemli seviyeler çıkan paraların kazanıldığı, insanların kendi zamanlarını serbestçe ayarlayabildikleri yeniçağın cazip iş modeli olarak tüm sektörlere hızla yayılıyor.

Sistemin böylesine hızla ve kolay yayılmasına sebep olan temel faktörlere, üretici, distribütör, tüketici ve ekonomi açısından göz atalım. 
 
ÜRETİCİ AÇISINDAN

Üreticiler, eski modele oranla, çok daha düşük yatırımla ve ağızdan ağıza yayılmanın zincir etkisi ile binlerce kişiden oluşan bir dağıtım ağına sahip oluyorlar. Bunu yaparken de dağıtım masrafları temelde, distribütörlerine ödediği marj ve primlerden oluşuyor. Geleneksel tarzda faaliyet gösterseler, hiçbir zaman ulaşamayacakları coğrafi bölge ve müşteri portföylerine bile kolayca ulaşabiliyorlar. Bilinen dağıtım kanalları kullanıldığında, ürünlerin gidebileceği yerler, büyük ölçüde toptancılar tarafından ve onların alt bayilerinin kendi ticari kapasite ve tercihlerine uygun şekilde belirlenirken, bu modelde herhangi bir yerde bir distribütörün olması, o ürünün alıcıya erişebilmesine yetiyor. Tüketicilere tanıtım, bu dev dağıtım ağının üyeleri aracılığıyla ve yüz yüze yapıldığı için, network pazarlama firmasının reklam harcamaları da çok düşük oluyor. Kullanılan bu yüz yüze tanıtım, aynı zamanda gerçek hedef kitleye yönelik olduğu için, son derece etkin ve verimli bir pazarlama faaliyetine dönüşüyor. Bu stratejik tercihler, klasik modeldeki etkinliği kaybolmuş ve/veya tekrarlanan pek çok gideri astronomik seviyede azaltıp, masraf tekrarlarını ortadan kaldırdığı için ürünlerin fiyatlarının düşük seviyelerde tutulabilmesine olanak sağlıyor. Kısacası, bu dağıtım modeli, üretimi yapan ve pazarlayan firmaya rekabet karşısında çok önemli avantaj sağlıyor.

Gelecek yazımda, bu yeni nesil iş modelini, distribütör açısından bakarak irdeleyeceğiz. 

Ufuk Tarhan'ın 17.10.2007 tarihinde Milliyet Kariyer sitesindeki yazisindan alınmıştır  

Distribütör açısından

Yeni model iş olanağının 'distribütör/satıcı' açısından avantajları 

Uzmanlar ve bu iş modeli sayesinde maddi manevi çok önemli kazanımlar elde etmiş kişiler, çok katlı pazarlama için, Maslow’un ünlü “ihtiyaçlar piramidi”nin her katmanına yanıt veren yegane iş modeli diyorlar.

İlk iki yazımda, network pazarlama hakkında genel bilgileri paylaşmış ve üretici açısından ne gibi avantajlar, farklar olduğuna bakmıştık. Şimdi de distribütor, dağıtıcı, yani satıcı açısından ne gibi avantajlara sahip, buna bakalım.

DİSTRİBÜTÖR-SATICI AÇISINDAN

Böyle bir sisteme üye ve herhangi bir ürün ya da hizmetin satıcısı, distribütörü olan kişinin elde ettiği ilk avantaj, kendisinin ve ailesinin ihtiyacı olan ürünleri tüketici fiyatı yerine, toptan fiyat üzerinden alabilmesi. Bu olanağı, bu şekilde çalışan hemen hemen tüm firmalar sağlıyor. Genelde de kullanan kişilerin çoğu, daha sonra o ürünü çevrelerine satmaya ve kâr etmeye kolayca başlıyorlar. Zaten bu sistemde satıcı olabilmenin ön şartlardan biri çoğunlukla, söz konusu ürünün önce mutlu kullanıcısı olmaktan geçiyor. Çünkü kullanırken, bir taraftan da ürünün özellikleri daha fazla öğreniliyor, keşfediliyor. Oranlar, firmadan firmaya değişmekle beraber, yüzde 25-50 arasında değişiyor. Bu oranlar, günümüz kâr marjları düşünüldüğünde, ne tüketici ne de satıcı olarak hiç de küçümsenmeyecek seviyelerde görünüyor.

Sistemde diğer bir avantaj, satış yaptıkça bayilik kârının yanı sıra kendisine bağlı hattaki kişilerin yaptığı satışlardan da ilave satış primi alınması. Network pazarlamada kapı kapı dolaşarak satış yapılması beklenmiyor, hatta çoğu zaman teşvik de edilmiyor. Network pazarlamacı, ilk etapta satışlarını daha çok yakın çevresinde yoğunlaştırıp, daha kolay satış gerçekleştiriyor ve böylece de başlar başlamaz distribütör marjı ile yüksek kazanç elde edebiliyor. Üçüncü ve aslında en önemli yarar ise distribütörün alt hatlar, yani kendisi gibi satıcılar oluşturmasıyla devreye giriyor. Satıcı, kendisi gibi, kendi hattına bağlı dağıtıcılar yarattıkça ve onlar da aktif olarak satış yaptıkça ana firmadan dağıtıcılık gelirlerine ilaveten bir de teşvik primleri almaya başlıyor. Bu oranlar genellikle yüzde 5 olarak başlıyor ve her firmanın teşvik planına ve ekibin performansına göre değişiyor. Aslında network pazarlama sisteminin itici gücü, bu iskonto ve primler; bir başka deyişle, network pazarlamanın sunduğu iş olanağı ve takdir yöntemleri.

Bu yeni iş modelinde çalışan firmalar, gelir avantajlarının yanı sıra çok başarılı takdir mekanizmaları da kullanıyorlar. Sistematik toplantılar hem eğitim, hem sosyalleşme açısından çok dikkatle ve amaca uygun kurgulanıyor. Çünkü onlar insanların sadece para ile motive edilemeyeceğinin de farkına varmış yeni nesil üreticiler ve organizasyonlar. Kendisi gibi satıcı network kurarak kazanılan iskonto ve primler, çok katlı pazarlama sisteminin uygulandığı tüm ülkelerde hızla gerçek zenginler yaratıyor. Türkiye’de bunun örnekleri hıza çoğalıyor.

Artık, insanlar, kazandıkları para kadar, kendilerine, ailelerine ayırabilecekleri zaman kalmasını da çok önemsiyorlar. Birkaç hafta önce yayımlanan “Kariyer, para kazanma ezberlerinizi bozun!” yazımı tekrar okumanızı öneriyorum. Klasik kariyer haritalarında neredeyse, çoğunlukla haftasonları da dahil, günde 12-14 saat çalışmak, giderek daha az kazanmak gibi acımasız bir gidişat var. Çok katlı pazarlama, bu açıdan bakınca çok ilginç.

Kişisel Gelecek Planınızı Yaşayın!

Ufuk Tarhan'ın 30.10.2007 tarihinde Milliyet Kariyer sitesindeki yazisindan alınmıştır    

Tüketici açısından

Network/çok katlı pazarlamanın “tüketici” açısından faydaları


Bundan önceki üç yazımda, gelecek dönemlere damgasını vuracak yeni iş modelinin temel vurgularını çeşitli açılardan aktardım. Bu kez de milenyum çağının bu cazip iş modeline “tüketici” açısından bakalım.

TÜKETİCİYE NELER SAĞLAR?

Network pazarlama sisteminin tüketicilere sunduğu en önemli avantaj, dağıtım ve tanıtım harcamalarından yapılan önemli tasarruflar nedeniyle, ürünlerin çok ekonomik fiyatlara satın alınabilmesi oluyor. Bu, aslında tüketicinin elde ettiği ilk avantaj.

Tüketicinin diğer kazanımı, bu kanaldan satın alacağı ürünler hakkında doğrudan, filtresiz ve çok detaylı bilgi alabilmesi. Çünkü, ürünü kendisine satan kişi, o ürünün aynı zamanda memnun kullanıcısı ve çoğu zaman yakını olduğundan (belki akrabası, arkadaşı, iş arkadaşı, vs.), kişi, aracısız ve en kapsamlı şekilde bilgiye ulaşabiliyor. Tüketici, ürünlerle ilgili her türlü bilgilendirme dokümanını ve ayrıntıyı, bu kişilerden dolaysız şekilde kolayca alabiliyor.

Network pazarlamacılar, müşterilerine ürünü hem kullandıkları, hem de sürekli eğitim aldıkları için kolayca aktarıyor. Bu modeldeki satıcılar, reklâm bombardımanı altında şaşırmış günümüz tüketicisine, çok özel ve çoğu zaman kişiye göre farklılaştırılmış hizmet sunuyor. Bu durum da aslında sistemi sağlıklı çalıştıran en önemli unsurlardan biri haline geliyor.

Network pazarlama sisteminin, perakende kanallarının gelişemediği yörelerdeki tüketicilere sağladığı en büyük avantajlardan biriyse, onları ürünlere ulaşabilme ve ürünleri satın alabilme olanağına kavuşturması oluyor. Böyle uzak yerlerde yaşayan tüketiciler, maddi olanakları elverse dahi, perakende satış noktalarında ürünleri bulamadıkları için satın alamıyor. Oysa, network pazarlama, tüketiciye bu engeli de aştıran pratik bir yöntem sunuyor. Kısacası ürünler, her an, her yerde, üstelik tanıdık birinden satın alınabiliyor.

Birkaç haftadır irdelediğimiz bu yeni iş modelini gelecek yazımda "ekonomi" açısından irdeleyerek diziyi tamamlayacağım. Bu yazı bitecek, ama çok katlı pazarlama daha yeni başlıyor olacak. Çevrenizde böyle çalışanları dikkatle izleyin. Eğer konuyu ciddiye alıyorlarsa, yeni zenginler onlar arasından çıkacak derim. 

Ufuk Tarhan'ın 15.11.2007 tarihinde Milliyet Kariyer sitesindeki yazısından alınmıştır    

Ekonomiye faydaları

Milenyum’un iş modeli ve ekonomiye faydaları


Son 6 yazımda, bilinen ve alışılagelmiş çalışma, para kazanma ve iş modellerinin evrim geçirmekte olduğunu aktardım. “Peki, yerine ne geliyor?” sorusuna yanıt olarak da 'Çokkatlı Pazarlama' (Network Marketing) diye anılan ve hızla yayılan iş modelini irdeledim.

Önceki bölümlerde, konuya “Ezberlerinizi bozun; para ve iş akıtan eski borular tıkandı; yenilerine bakın!” diye girip yeni nesil modelin temel kurgusundan bahsetmiş; üretici, satıcı ve tüketici açısından avantajlarını aktaran yazılarımla seri halinde devam etmiştim.

Bu da sonuncusu; ekonomi açısından durum nedir? Biraz da ona değinerek bu konuyu tamamlıyorum.

EKONOMİYE KATKILARI NELER?

İşsizlik, halihazırda işi olanlar için ücretli çalışma hayatı noktalandıktan sonra nasıl geçinileceği ya da kazandığı ile geçinemeyenlerin nasıl bir ek gelir kapısı açacakları, gittikçe daha fazla hayati önem kazanıyor. Gidişat böyle olunca, bu yeni iş modeliyle, binlerce, on binlerce, hatta yüz binlerce insana iş ve kazanç olanağı sağlama hali, başlı başına bir fırsat ve fayda olarak dikkat çekiyor. Çokkatlı pazarlama, bireylere son derece düşük maliyetle ve kolaylıkla kendi işlerini başlatabilme, para kazanabilme olanağı sunuyor. Çokkatlı pazarlama, çalışanlar açısından iş olanağı sağlarken, mal ve hizmet üreticileri açısından da reklam giderlerinden ve raflardaki diğer ürünlerle rekabetten kurtulup, hızla son kullanıcıya ve tüketiciye ulaştıkları bir kanal oluyor.

Network marketing ya da bağımsız distribütörlük diye anılan, dünya üzerindeki her ülkede ve toplumda uygulanabilen yeni iş modeli, milenyum çağının pazarlama yöntemi olarak hızla yayılıyor. Bir ülkede distribütör olanlar, hemen her ülkede organizasyonlarını kurup genişletebiliyor, global dünyanın sınır tanımaz işbirliklerini geliştiriyor ve yeni jenerasyon zenginleri yaratıyorlar.

Yeni iş fırsatları arıyorsanız, arayanları tanıyorsanız, bu konuda çalışanlardan gelen önerileri dikkatli değerlendirmenizi, “Ben yapamam, bana göre değil” diye reddetmeden önce iyice incelemenizi hararetle öneririm. Her yaş ve seviyede kişinin rahatlıkla yapabileceği ve adapte olabileceği şekilde kurgulanan bu alandaki fırsatları yakalayanlar, gelecek 10-20 yılın yeni zenginleri olacak.

Konuyu tamamlarken, çokkatlı pazarlamayı piramit organizasyonlarla karıştırmamanız gerektiğini hatırlatmak istiyorum. En bilinen örneği zincir mektuplar ve saadet zincirleri olan piramit organizasyonlar, çokkatlı pazarlama uygulamalarıyla sık karıştırılıyor. Bunlar, çdoğrudan satış yöntemi olmayıp çoğunlukla bireyleri “dolandırma” amacıyla kurulan oluşumlar.

Ufuk Tarhan'ın 27.11.2007 tarihinde Milliyet Kariyer sitesindeki yazısından alınmıştır    

 TOPLAMDA NETWORKING ALEYHİNDE YAZILMIŞ GÖRÜŞLERE KARŞI BENİM
 SÖYLEYEBİLECEKLERİM AŞAĞIDADIR  
(Mahmut Dilşer Kaya)


Aşağıdaki yazı biraz uzun olduğundan ben site sahibi olmanın avantajını kullanıp görüşlerimi buraya yazıyorum; 
Evet her yerde, her sistemde, her sektörde olduğu gibi networking işlerinde de dolandırıcılar mevcuttur. Önemli olan zamanlama ve risk faktörünü de ele alıp sisteme girilip girlmeyeceğine karar vermektir. Bir de bu tür faaliyetlerin hepsini bir tür dolandırcılılıkla bağdaştıran arkadaşların aslında farkında olmadıkları zaten koskoca bir saadet zinciri içinde yaşadığımızdır. Hani 'balık suda yaşadığını bilmez ya, işte tam da o misal'

Üsttekiler ve yardımcıları, orta sınıf ve en fazla emek harcayıp en az kazanan alt tabakadaki çoğunluk. İşte huzurlarınızda içinde bulunduğumuz değişmeyen statüko ve 'Saadet Zinciri', 'piramidi' vesaire. Diğer denemeler ve girişimler bu 'asıl değişmeyen yapının' yanında bana masum gözükmektedir. Bu bağlamda, içinde bulunduğun saadet zinciri sana faydalı mı, değil mi sen onun yorumunu yap, yol göster, insanların bulundukları kısır döngüden çıkmaları için bir kaç fikir üret, veya fikir üretenlere destek ol, sürekli baltalama yanlısı olmanın kime ne faydası var.

  Bir de diğer bazı yazılarda gördüğüm ve bu konuları din tarafından ele alıp helal-haram kapsamında yorumlar yapanlar var. Sen, olayı böyle yorumlayan arkadaş, günümüzde giderek acımasızlaşan sömürü sistemine hiç gıkını çıkarma ama insanların bir arada durup dayanışma içinde gelir elde etme konusunu hemen 'tu kaka yap'.

  Alev Alatlı'nın (yazar) son bir röpörtajında kapitalizmin artı değer kavramı ile müslümanlığın 'kul hakkı' (ki kul hakkı kavramı diğer dinlerde de farklı isimlerle yer almaktadır) kavramının asla uyuşmadığı ve kul hakkı yiyenin cennetin kapısına bile uğrayamayacağının açıkça ifade edildiğinden bahsediliyordu. 

  Şimdi, sistemin hepimizi soktuğu borç harç durumundan faydalanıp etimizi sıyırıp kemiklerimize kadar sömüren bankacılık sistemin bir yandan , dini bütün görünen yeni tip iş adamların daha çok lüks içinde yaşayabilsinler diye, çocuklarının altına daha bir üst model lüks araba çekebilsinler diye binlerce işçisinin hakkını gasp etsin, kimsenin gözünün yaşına bakmadan işten adam çıkarsın, kalanları modern köle yapsın 
diğer bir yandan, bütün bunlara sesini çıkarma ama böyle bir konuda başına bir şey gelmeyeceğini bildiğin için durumdan vazife çıkarıp ahkam kes, 
açıkçası bu çok adil gelmiyor bana